top of page



Sıradan Olmayan Bir Gün
Değişimi ve kendin olmanın farkına varmayı anlatıyor.

Elif Kaya
29 Haz5 dakikada okunur


Arkadaşım Kim?
Bir çocuğun kendisiyle kurduğu dostluk ve öz farkındalığı anlatıyor.

Sevinç Yağan
25 Haz1 dakikada okunur


BİLGE KETEN
Resimleyen Ecem Eker Özaşkınlı Bir zamanlar, Karadeniz’in hırçın dalgalarının dövdüğü Ereğli’nin dar sokaklarından birinde, tozlu bir atölye vardı. Bu atölyenin en karanlık köşesinde ağırbaşlı, Gümüş rengiyle parlayan ama yaşlı mı yaşlı, Bir Keten Yumak, öylece bekler dururdu. Sürekli kapıya bakmaktan gözleri yorulurdu. Bu Keten Yumak, sıradan bir ip değildi. Osmanlı donanmasının kocaman yelkenlerini, Dokumuştu bir zamanlar, şanlı dedeleri. Saray sultanlarına en değerl

Nilüfer DİNÇ
22 Haz3 dakikada okunur


Elma Bir Robotsa
Yedinci sınıf öğrencisi Arel sınav ve ödevlerle boğuşurken kendine yardım ve rehberlik edecek bir yapay zeka ürünüyle karşılaşır.
ELİF BÜLBÜL
19 Haz6 dakikada okunur


DUYGULARIMIN ATLASI
Sevgili Çocuklar Merhaba! Kıpır kıpır dergimiz Kıpırtı Çocuk’un bu sayısında sizlere çok farklı bir kitaptan söz etmek istiyorum. İçinde az sözcük taşıyan Duygularımın Atlası’nın metin ve desenleri Bimba Landmann tarafından oluşturulmuş. Eser, adından da anlaşılacağı gibi bir çeşit atlas ama coğrafya dersi için değil. Bence, yediden yetmişe tüm okurların faydalanabileceği çok özel bir başucu kitabı. Kitabın künye sayfasında şöyle bir söz yazıyor: “Şeylerin görünümü du

Zarife Açıkel
15 Haz2 dakikada okunur


HAYAL TOPLAYICISI KÜÇÜK KIZ
Resimleyen Beste Örge Sağlam Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde masal dinleyen pek çokmuş. İşte o eski eski zamanların birinde yedi tepe üzerine kurulu bir şehir varmış. Bu şehrin tam kalbinden bir nehir akarmış. Allı pullu balıkların oynaştığı bu nehrin kenarında ise mis kokulu çiçekler açarmış. Güneş en tatlı gülümsemesini bu diyara yollarmış. Öyle ki bu şehrin güzelliği dilden dile dört bir yana yayılmış. Dünyanın her köşesinden insanlar, bu ş

Özlem Yılmaz
11 Haz4 dakikada okunur


Gazeteci Yağmur Ongun
Bu sayıda konuğumuz, vatandaşların doğru ve güncel haberleri bilmesi için gazetecilik yapan Yağmur Ongun. Kendisi hem mesleğini anlattı hem de bu alanda çalışmak isteyenler için sorularımızı yanıtladı. Mesleğinizi nasıl tanımlarsınız? Gazetecilik, bir olay ya da durum hakkında insanları bilgilendirmektir. Gün içinde yaşanan ve tüm insanları ilgilendiren birçok olayla ilgili ayrıntıları videoyla, fotoğrafla ve metinle anlatırım. Gazetecilik mesleği, tutkuyla yapılan bir mesl

Ayfer DEMİRTAŞ
8 Haz3 dakikada okunur


Sarı Denizden Yeşil Ormana
Çöl iken yeşertilen Kubiqu çölünün 30 yıllık hikayesini anlatır.
ELİF BÜLBÜL
5 Haz2 dakikada okunur


DÜNYAYI DURDURAN DÜĞME, FOTOĞRAFÇILIK
Eskiden bir fotoğraf çektirmek için saatlerce heykel gibi donup beklemeniz gerektiğini biliyor muydunuz? Hadi gelin, ışığı hapsetmeyi başaran o çılgın mucitlerin dünyasına yolculuk yapalım! Eskiden ressamlar, bir kutunun içindeki küçük bir delikten geçen ışığın duvara ters yansımasını kullanarak resim yaparlardı. Yani aslında ilk 'makine' dev bir kutuydu! Her şey, içine girilebilen dev bir kutuyla başladı! Eski dönemlerde insanlar, karanlık bir kutunun duvarına açılan küçü

Sümbül KARA
1 Haz2 dakikada okunur


SUİÇ
Resimleyen Gönül Ayar Ünal Suiç, “Devler Alışveriş Merkezi”nde yaşayan bir su sebiliydi. Üçüncü kattaydı. Oyun parkının köşesinde, pencere önünde duruyordu. Park denilse de öyle, kedi, kelebek, çiçek, ağaç olan bir yer değildi. Ama yine de minikler mutlu olurdu orada. Suiç, bulunduğu noktadan, oyuncaklardaki çocukların gülümsemelerini görebildiği için şanslı olduğunu düşünüyordu. Dışarıya baktığı zamanlardaysa hızla geçen araçları, koşuşturan insanları, gri binaları izlerdi.

Zarife Açıkel
26 May4 dakikada okunur


MİNİK KELEBEĞİN BÜYÜK HAYALİ
Resimleyen Ecem Eker Özaşkınlı Bir varmış bir yokmuş. Kuşlar kanat çırpıp uzaklara giderken kelebekler de çiçeklerin etrafında uçuşurmuş. Eski mi eski zamanlarda, uzak mı uzak ormanların birinde, tanıdığı bütün kanatlılar gibi uçmak, uçup da dünyayı dolaşmak isteyen minik bir kelebek varmış. Bu minik yavrucak, çok sevdiği ailesiyle birlikte mutlu yuvalarında yaşarmış. Hep birlikte güler eğlenir, masallar anlatarak gecelerini değerlendirirlermiş. Minik kelebek annesini, ba

Elanur US
21 May3 dakikada okunur


19 MAYIS
Mayıs gülleri açmış olsa da Üşüyordu ruhu Anadolu’nun. Vatana dört bir yandan Üşüşmüştü kahrolası düşman. Mavi gözlü kumandan verdi kararını Anadolu halkı, kovacaktı düşmanı Karanlığın içinden, adı kara bir denizden Işık olup doğdu Bandırma Gemisinden! Bağımsızlık kıvılcımları. Parladı Samsun’dan 19 Mayıs’ta Başladı ısınmaya Anadolu. Asla sönmeyecek olan Tam bağımsızlık meşalesi yakıldı. 19 Mayıs 1919’da Kurtuluşun ilk adımı atıldı.

Zarife Açıkel
18 May1 dakikada okunur


KÜÇÜK BİLİM İNSANININ GÜNLÜĞÜ
Uzayda Süper İnsan Olmak! Artemis II astronotları Ay'a gitti ve vücutları inanılmaz bir şey yaptı! Karakterler: Ege (8) — heyecanlı ve meraklı | Ela (8) — düşünceli ve dikkatli TARİHİN EN UZAK YOLCULUĞU Ege kapıdan koşarak girdi, gözleri parlıyordu. Ege: "Ela! Artemis II astronotları Ay'a gitti — hem de Ay'ın arkasına kadar! Tam 406.771 kilometre!" Ela: "Bu şimdiye kadar bir insanın uzayda ulaştığı en uzak mesafeymiş! Peki orada ne hissettiler?" İkizler hemen araştırmaya baş

Pınar Buket Kılınç PALA
14 May2 dakikada okunur


KUŞUN İSTEĞİ
Resimleyen Gönül Ayar Ünal Masmaviydi kanatları Gagasında bir solucan Uçtu, baktım arkasından Yuvada bekler iki can Küçük kuşun yavruları Açmışlar gagalarını Biri daha acar çıktı Kaptı minik solucanı Anne kuş yeniden uçtu Döndü durdu başucumda İstekle kondu elime Solucan yoktu ki bende! Anne kuşa acıyordum Üzüldüm, yardımsız kaldı Ama ben yanılıyordum Çünkü doğa ana vardı Açtı kollarını ona Sundu ne varsa ormanda Anne kuş çok sevinçliydi Teşekkürler doğa ana… *Bu etkinliği N

Gülseren MUNGAN
12 May2 dakikada okunur


DANS EDEN EV
Mavi, otobüsün camından heyecanla dışarıya bakıyordu. Arkadaşlarıyla en sonunda günlerdir hayalini kurdukları kente gelmişlerdi. Halk dansları ekibi olarak girdikleri yarışmada birinci olmuşlardı. Böylece okullarını Prag’da temsil etmeye hak kazanmışlardı. Yarışmaya bir gün vardı. Onun öncesinde öğretmenleri Dilek Hanım, çocuklara moral olması için bir kent turu düzenlemişti. O sabah erkenden ekip otobüste yerlerini almıştı. Dilek Hanım, çocukların susması için şofö

Burcu Şengün ERTURGUT
7 May5 dakikada okunur


BÜYÜCÜNÜN ÇIRAĞI
Bu yazımda, kolaycılığa kaçmak isteyen bir büyücü çırağının başına gelenlerin müzikle nasıl betimlendiğini anlatmak isterim. Ama önce bu müziğin bestecisini kısaca tanıyalım. Paul Dukas, Fransız besteci, müzik eleştirmeni ve öğretmendir. 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında yaşamış olan Dukas, özellikle titiz ve mükemmeliyetçi kişiliğiyle tanınır. Bestelediği eserlerin çoğunu yayımlamadan önce yok ettiği söylenir. Bu nedenle günümüze ulaşan eser sayısı azdır; ancak h

Emek Yalın Orhon
30 Nis3 dakikada okunur


SEVGİ VE KARDEŞLİK DİLİ
Resimleyen Ecem Eker Günlerden 23 Nisan olduğunda, Çağıracağım tüm çocukları, oyunlar oynamaya. Okullar o gün kapanacak, Dört bir yanda kutlamalar başlayacak. En coşkulu bayramımız bu olacak. Çocuklar gelsin, dünyanın her yerinden. Kimi İspanya’dan Hindistan’dan, kimi Yemen’den. Üzülmesin uzakta kalanlar, ellerini bize uzatsınlar. Kardeşlik, aynı anne babadan doğmak mı sence? Aynı dili bile konuşmak değil belki de. Arkadaşlık ve kardeşlik; Bakınca karşındakinin gözlerinin taa

Elanur US
24 Nis1 dakikada okunur


KUŞ LOKUMU
Resimleyen Beste Örge Sağlam Evde süt kokusu var. Annem mutfakta kahvaltı hazırlıyor. Bu sabah yataktan çıkmak istemiyorum. Yeliz tepemde dikiliyor. “Abla uyan!” Perdeleri de açmış. Güneş gözüme gözüme vuruyor. Kardeşim sanki her şeyi inadına yapıyor. Yatağın yanındaki kese kâğıdını görüyorum. Gece nasıl bulmuşsa bulmuş, kuş lokumlarımın hepsini yemiş. Baktığım yeri görünce, ben daha bir şey demeden ağlamaya başlıyor. “Benden izin aldın mı?” diyorum. Daha yüksek sesle ağlı
dilek yılmaz
21 Nis3 dakikada okunur


SAFTİRİK
Resimleyen Beste Örge Sağlam “A benim saftiriğim Herkese yardım edemezsin. Sen fazla iyisin, Bu gidişle, Kendine zarar verirsin” Diyerek sevgili büyükler, İyiliği yüreğimize hapsetmesinler. Yoksa yaramaz çocuk oluruz, İçimizdeki tüm kuşları uçururuz. *Bu etkinliği Tuğçe Sarsılmaz Köksel hazırladı. KONU : Yetişkinlerin, koruma düşüncesiyle çocukların içinde bulunan iyiliği bastırmalarını anlatıyor. TEMA: İyilik yapmayı bastırma. ANAHTAR KELİMELER:

Sunday ÖZGEN
17 Nis2 dakikada okunur


KAYBOLAN TAŞ / BULUŞMA
Gönül Ayar Ünal Kısa anımsatma: Kaybolan Taş öyküsünde Zee ile tanışmıştık çocuklar. Kendisi denizlerdeki tek ülke olan Meer’de yaşıyor. Ayrıca iki parçalı bir kuyruğu var. Meer’e giriş taşını kaybettiği için ülkesinin kapısını açamayan Zee, bütün denizlerde taşını aramıştı. Sonunda Atlas adında bir çocuk ona taşını geri vermişti. Sonra ülkesi Meer’e dönmüştü. Ama içi içini yemişti. Acaba Atlas onu gördüğünü kimseye söylemiş miydi? Ülkesi tehlikede miydi? Bunun için Zee kims

Betül ÇAKIROĞLU
13 Nis4 dakikada okunur


MUCİZE
Sevgili Çocuklar Merhaba! Kıpırtı Çocuk dergimizin bu sayısında sizlere tanıtmak istediğim kitabın adı “Mucize”. Ben bu sözcüğü çok seviyorum. Onu duymak bile yüreğimde bir kıpırtı yaratıyor. Umudun daima var olduğunu anımsatıp karanlıkta bir ateşböceği gibi parladığını hissediyorum. Mucize, kitabın sayfaları arasında sık sık kendini gösteriyor. Sizce mucize nedir? Onunla mutlaka karşılaşmışsınızdır bazen de fark etmeden yanından geçip gitmiş de olabiliyoruz. Günlük hayat old

Zarife Açıkel
10 Nis2 dakikada okunur


MUTLU KORKULUK
Resimleyen Beste Örge Sağlam “Ben bir korkuluğum. Adım Pırtık. Görevim ekinlere zarar verecek kuşları ürkütmek. Kollarım hep iki yana açık durur. Giysilerim ise bahçe sahibimin eski gömleği, pantolonu, şapkası… Yağmur, kar ve kızgın güneşle üstümdekiler iyice eskidi. Rüzgâr şapkamı, samandan yapılmış saçlarımın bir kısmını uzaklara uçurdu. Bu hâlimle benden

Yayla Boztaş
7 Nis3 dakikada okunur


BEYİN VE HAFIZA
KÜÇÜK BİLİM İNSANININ GÜNLÜĞÜ Beynin Seni Kötü Yiyeceklerden Nasıl Korur? Karakterlerimiz Ege (8 yaş) - Heyecanlı ve meraklı Ela (8 yaş) - Düşünceli ve dikkatli Garip Bir Olay Ege evden çıkarken mideye dokundu. "Ela, dün akşam yediğim o yeni pizzayı bir daha asla yemeyeceğim!" Ela kaşlarını kaldırdı. "Neden? Pizzayı çok beğenmiştin." "Ama bu sabah midem çok ağrıdı. Kesin o pizzadan!" Ege emindi. "Ama pizzayı dün gece yedin, ağrı bu sabah başladı. Beynin nasıl b

Pınar Buket Kılınç PALA
3 Nis3 dakikada okunur


ZİRKO ATEŞİN İZİNDE
Resimleyen Ecem Özaşkınlı Bir varmış, iki yokmuş. Üç çokmuş. Dört azmış. İnsanlar sayı, hayvanlar harfmiş. Çiçekler açmış, bulutlar kıskanmış. Masallar gerçek, gerçeklerse masalmış. Şekerlerin tuzlu, bademlerin buzlu olduğu bu şehirde, yine bir gün sabah olmuş. Zirko, her gün olduğu gibi o sabah da çalıştığı fırına gitmek için erkenden yola koyulmuş. Ustasına yardım etmiş, çöreklere şekil vermiş ve onları odun ateşiyle çıtır çıtır yanan fırına özenle yerleştirmiş. Küçüklüğün

Sinem Çelikten
31 Mar6 dakikada okunur


MÜZEDE GEÇEN BİR GÜN
Zeynep Hanım ve kızı Elif, tatilin ilk cumartesi günü için maske atölyesine katılmayı planlamışlardı. Atölyenin başlamasından yarım saat önce çalışmanın yapılacağı Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nin önündeydiler. İkisi de çok heyecanlıydı. Kapıdan içeri girerken, “Anne, bence çok güzel bir gün geçireceğiz,” dedi Elif. Zeynep Hanım, “Ben de seninle aynı düşüncedeyim. Bakalım birlikte neler yapacağız?” diyerek kızının elini tuttu. İçeri girdiklerinde

Burcu Şengün ERTURGUT
26 Mar4 dakikada okunur


SİHİRLİ ORMAN
Resimleyen Gönül Ünal Ayar Almina, arabanın penceresine başını dayamış, mutsuz mutsuz yola bakıyordu. Toprak yolda yokuş yukarı çıkmaya çalışan arabadan hırıltılar yükseliyordu. Virajı dönerken araç savrulunca başını cama vurdu. İçinden oflayarak telefonuna baktı. Arkadaşlarından yaz fotoğrafları gelmeye başlamıştı. Kimileri yurt dışına tatile gitmişti, kimileri de ailesiyle geziyordu. Almina ise bu toz toprak yolda başını cama vura vura köy evlerine çıkıyordu. Tüm yaz

Elif Kaya
23 Mar5 dakikada okunur


Gökyüzüne Açılan şapkalar
Gaudi'nin Bacaları Bacalar ve Gizemli Hikâyeleri Bacalar her zaman binaların önemli bir parçası olmuş. Özellikle ısıyı koruma, dumanı uzaklaştırma ve hava akımının içeri girmesini önlemek için. Evet, konumuz bacalar! Sadece duman tüttürmekle kalmıyor, aynı zamanda şehirlerin mimari karakterini ve bazen de geçmişini anlatıyorlar. Gaudi 'nin Bacaları Masallardan Fırlamış Ev Bacaları Bacalar çoğunlukla konutlarda, soba ya da kalorifer gibi ısı üreticilerinden çıkan yanmış gazl

Elif Çelebi
21 Mar3 dakikada okunur


Contact
bottom of page
