top of page

Sıradan Olmayan Bir Gün

  • Yazarın fotoğrafı: Elif Kaya
    Elif Kaya
  • 2 gün önce
  • 5 dakikada okunur
Değişimi ve kendin olmanın farkına varmayı anlatıyor.
Resimleyen Beste Örge Sağlam

Neşe, her günkü gibi yine sıradan bir günün sıradan bir sabahına uyanmış olduğunu düşünürken... Ama hayır, bu sabah bir şeyler farklıydı sanki. Vücudunun her yerinin ağırlaşmış olduğunu hissediyordu. Yavaşça yatağından doğrulmaya çalıştı. “Of belim!” diye inledi. Elini yüzünü yıkayıp kendine gelmek için banyoya doğru ilerledi. Bir yandan da bugün neden yaşlılar gibi her yerinin tutulmuş olduğunu düşünüyordu. Yüzüne soğuk su çarpmak iyi gelmişti. Ama aynada kendini görünce dondu kaldı. Gözleri fal taşı gibi açıldı. Buruşuk suratlı, bembeyaz saçlı bir kadın, ağzı bir karış açılmış olarak aynadan ona bakıyordu. Çığlığı bastı!

Bu çığlıktan mıdır bilinmez, üç blok ötede yaşayan Munise Hanım uyandı. Neşe’nin aksine o bu sabah çok enerjikti. Zıplayarak yatağından kalktı. Kendini uzun zamandır olmadığı değin çevik görünce sevindi. Koşarak aynanın karşısına geçti. Yüzünde hınzırca bir gülümseme vardı. İşte dokuz yaşındaki Munise karşısındaydı.


“Neşe kızım bir şey mi oldu?” diye bağırdı içeriden, Emine Hanım.

Annesinin sesini duyan Neşe koşarak odasına gitti. Neler oluyordu? Ne yapacaktı şimdi? 

“Neşe!”

  Annesi kapıyı tıklıyordu. 

“Bir dakika…” diye düşündü Neşe. Yoksa dün karşılaştığı kadının işi miydi bunlar? O sırada annesi bir hışım odasına dalınca yarım kaldı düşünceleri. “Kızım niye ses vermi… Anne!” diye şaşkınlıkla bağırdı kadıncağız. “Senin ne işin var burada? Neşe nerede?” diye kuşkuyla odada gezdirdi bakışlarını.

Demek yaşlanınca anneannem gibi olacağım, dedi içinden Neşe. 

“Aaa şey… Torunum beni sabah aradı. Birkaç gün bizde kalmak istiyormuş. Aşağıda şimdi, dedesiyle arabada. Bir şey unutmuş da ben onu almaya çıktıydım,” diye geveledi Neşe. 

Bir yandan da çantasına eşyalarını tıkarken annesinin yüzüne çok bakmamaya çalışıyordu. Oysa Emine Hanım, kuşkulu gözlerle onu süzmeye devam ediyordu. “Çok üstüne gidiyorsunuz kızın. O kurs, bu kurs, sınavlar… Yavrucak bunalmış. Bizde kalsın işte hafta sonuna dek, tamam mı? Hadi görüşürüz yavrum!” diyerek çantasını kaptığı gibi evden çıktı Neşe. 

“Ama bir dakika, ne...” 

Annesinin sözü yarıda kalmıştı, çoktan kapıyı kapatmıştı. 


Munise Hanım içinse işler tıkırındaydı. Keyfine diyecek yoktu. Neydi o öyle her sabah eklem ağrıları, poğaça yediğinde mide yanmaları… Şekeriydi, tansiyonuydu… Artık istediği gibi yiyebilir, koşabilirdi. Hatta şimdi tam onu yapacaktı. Gidip pastaneden sıcak poğaça alacaktı. Bir güzel saçını taradı, ördü iki yandan. Kirazlı tokalarını taktı uçlarına. Evden çıkmadan alışkanlık gereği bir bardak su içmek için mutfağa gitti. O da ne? Dolaba ulaşamıyordu. Boyu kısaydı tabii. Bir tabure bulup üstüne çıktı. “Neyse canım!” diye düşündü. Dolapları buna göre düzenleyebilirdi.


Neşe sinirli sinirli yürüyordu. O kadının işiydi kesin bunlar. Ah onu bir bulsa var ya! Yeşil, kocaman gözlerindeki deli deli bakışlarından bir gariplik olduğunu anlamıştı zaten. Ama nerede bulacaktı bu deli kadını?

“Al bakalım küçük kız, ne güzel gözlerin var senin öyle, yeşil yeşil.” 

Munise Hanım poğaçasını fırıncıdan gülerek aldı. Adam, “Senin bugün okulda olman gerekmiyor mu?” diye sordu. Munise Hanım işin bu yanını tümüyle unutmuştu. Okul vardı tabii. 

“Yoksa okuldan mı kaçtın?” diye kuşkuyla devam etti fırıncı.

Munise Hanım sinirli sinirli “Ne kaçması beyefendi, üstüme iyilik sağlık! Bugün okula gitmedim çünkü… Çünkü hastayım evet,” diyerek, poğaçasını da alıp hızlıca sıvıştı. Kapıdan çıkarken kolay gelsin, demeyi de ihmal etmedi. Fırıncının kafası iyice karışmıştı. Kızın arkasından bir süre baktı, sonra omuz silkerek işine devam etti. 


Munise Hanım, bir yandan poğaçasından ısırıklar alırken bir yandan da kimsenin onu tekrar okula gönderemeyeceğini düşünüyordu. Problem çözmeyi yeni baştan öğrenemezdi, o denli uzun boylu değildi! O sırada telefonuna gelen bildirimle irkildi. Mesaj araba servisinden geliyordu. Arabasının onarımı bitmişti, servisten alabilirdi. Tam ne zaman servise gidebileceğini düşünüyordu ki bu durumda bunun olanaksız olduğu geldi aklına. Kimse dokuz yaşındaki bir çocuğa araba vermezdi. Bu durum gittikçe can sıkıcı bir hal almaya başlamıştı. 


Tüm gün sokaklarda dolaşıp dünkü kadını arayan Neşe çok yorulmuştu. Sabah yediği açmadan midesi yanarken aklında olan son yere gitmek için otobüse bindi. Şansına, otobüs çok doluydu. Oturacak yer yoktu. Kenara doğru ilerlerken bir genç kalkıp “Buyrun teyzecim,” diyerek ona yer verdi. Çok yorulmuş olan Neşe bunu ikiletmedi. “Sağ ol evladım,” deyip geçti, oturdu. “Evladım mı? Bu duruma çok çabuk uyum sağladım sanki” diye düşündü, ağrıyan dizlerini ovarak. 


Munise Hanım evinin yakınlarındaki parkta bir salıncağa oturmuş, yavaş yavaş sallanıyordu. Başını salıncağın zincirlerine dayamıştı yorgunluktan. Hava kararmıştı ve hafif serindi. Belki de bu yüzden parkta kendisinden başka kimse yoktu. Bir anda karşıdan gelen yaşlı kadını görünce doğruldu. Bir süre ikisi de gözlerini birbirlerine dikip baktılar. Sonra aynı anda, “İşte seni buldum!” diye bağırdılar.

“Bu senin başının altından çıktı di mi? Ne yaptın bana?” diye bağırmaya başladı Neşe.

“Tamam tamam, sakin ol,” dedi Munise Hanım. “Öncelikle bunu ben değil sen istedin. İkincisi, eğlenceli olur diye düşünmüştüm.” Sesi giderek daha alçak ve bıkkın çıkmaya başlamıştı. 

“Ben mi istedim?” diye sordu Neşe şaşkınlık içinde. Böyle bir şeyi nasıl isteyebilirdi? 

Munise Hanım anlatmaya başladı. 

“Dün de parkta aynen böyle yan yana oturuyorduk, anımsıyorsun değil mi?” Neşe onaylayarak başını salladı. 

“Yaşamın ne denli sıradan olduğundan, hep büyüklerin eğlenceli yerlere gidip keyif çattığından söz etmiştin. Ben artık arabanın arka koltuğunda oturmak değil, araba sürmek istiyorum, dedin. Keşke büyüsem, diye o denli içten söyledin ki, ben de neden olmasın, dedim. Bizim çok eski bir geleneğimizdir sihir. Yer değiştirme tozuyla bu sihri yaptım.”

Munise Hanım anlattıkça Neşe’nin yüzü sinirden daha da kızarıyordu. 

“Büyücülükmüş, eğlenceli olacakmış, mış mış da miş miş...” diyordu içinden.

“Ben büyümek derken, yaşlanmak demek istemedim herhalde!” dedi öfkeyle. Artık hafiften bağırıyordu. 

“Haklısın ama yıllar oldu sihir yapmayalı, orayı tam tutturamadım,” diye yanıtladı onu Munise Hanım, mahcup bir biçimde. “Ne yapayım evladım, tek başıma yaşamaktan çok canım sıkıldı. Bir günlüğüne de olsa çocukluğun tadını çıkarayım dedim. Yeniden uzun sırma saçlarım olsun, rengârenk tokalarımı takayım istedim. Söyle bana çok mu şey istemişim?” 

Munise Hanım’ın bu üzgün halini gören Neşe süngülerini indirdi biraz. 

“Tak teyzecim rengârenk tokalarını sen yine, kime ne? Bak yaşamana sen,” dedi.


Munise Hanım, “Neyse o kadar da iyi bir düşünce değilmiş zaten,” deyince Neşe, “Ha şunu bileydin!” dedi. Sonra hemen ağzını kapadı. “Şaka şaka, valla ben çocuk olmaktan çok mutluyum teyzecim. Ver bana çocukluğumu. Sen de spor yap, sağlıklı beslen, bak her yerin tutulmuş.”

Gülüştüler. Munise Hanım Neşe’ye eve gidip uyumasını söyledi. Uyanınca eski haline dönmüş olacaktı. 

“Nasıl yani, bu işi televizyonu aç kapa yapar gibi mi çözeceğiz?” diye kuşkuyla sordu kız. 

“Güven banaaa,” dedi Munise Hanım. “Ne yaptığımı biliyorum!” 

Neşe güvenmemek için bin beş yüz tane neden sayabilirdi ama susmayı yeğledi. 

“Bundan sonra konuşmalarına dikkat et,” dedi Munise Hanım. “Sözün canı vardır derler. Bir bakarsın böyle pıt diye oluvermiş.” 

Neşe, ya sabır çekerek evin yolunu tuttu. Anne ve babasına görünmeden gizlice eve girip, yatağına yattı. Zaten çok yorulmuştu. Hemen uyudu. 

Sabahın ilk ışıklarıyla oda aydınlanmaya başlayınca yavaşça gözlerini açtı. Önce ellerini kontrol etti. Buruşuk değillerdi. Koşup aynada yüzüne baktı. 

“Oh be!” dedi. “Yaşasın çocukluk!” 

O sırada Munise Hanım da sıradan gününe başlıyordu. Midesi yanmadan uyandığı için mutluydu. 


*Bu etkinliği Betül Çakıroğlu hazırladı.

 

KONU: Değişimi anlatıyor.


TEMA: Kendin olmanın farkına varmak.


ANAHTAR KELİMELER: Yaşlı, Çocuk, Yer Değiştirme, Değişim, Kendin Olmak.


KIPIR KIPIR DÜŞÜNCELER:

  • Sıradan ne demek? Bu metinde bilmediğiniz hangi sözcükler var? 

  • Franz Kafka’nın Dönüşüm kitabında bir adam sabah böcek olarak uyanır. Başka bir şey olarak uyansaydınız bu ne olurdu? 

  • Çocuk hakları üzerine düşünelim. Sizce yaşlıların ne gibi hakları olmalı?

  • Sihir yapıyor olsanız hangi yaşınıza gitmek isterdiniz?

  • Sözün canı vardır. Sizce bu ne demek?


KIPIRDATAN ETKİNLİKLER:

  • Kendimizi düşününce en sevdiğimiz ve en sevmediğimiz özellikler neler? Bunları bir kâğıda yazalım!

  • Bu yazı için bir resim çizelim mi?

  • Bir söz uyduralım. Bu sihirli bir söz olsun. Ne sihri olduğunu da anlatın!

  • Yaşlılara saygı duymayı anlatan atasözleri biliyor musunuz? Hadi araştıralım!

  • Çocuk Hakları Bildirgesini duydunuz mu? Maddelerinden birini seçip onunla ilgili bir afiş hazırlamaya ne dersin?





Yorumlar


İletişim
  • Instagram
  • Facebook

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

YAYIMCI: YAKIN KİTABEVİ İMTİYAZ SAHİBİ: LEVENT SALICI © 2021 KIPIRTI ÇOCUK DERGİSİ HER HAKKI SAKLIDIR. KAYNAK BELİRTİLMEK KOŞULUYLA YAZILARDAN ALINTI YAPILABİLİR. DERGİDE YAYIMLANAN TÜM ESERLERİN SORUMLULUĞU YAZARLARINA AİTTİR.

​SSS.-SİTE İÇİNDE ARADIĞIM METNİ NASIL BULABİLİRİM?

CONTROL+F TUŞLARINI AYNI ANDA TIKLAYIN. EKRANA GELEN BOŞ KUTUCUĞA ANAHTAR KELİMELERİ YAZIN. ÖRN. YAZAR İSMİ, BÖLÜM ADI, BAŞLIK VB. SONRA ENTER TUŞUNA BASIN. İLGİLİ KELİMELERİN OLDUĞU METİNLER RENKLENDİRİLMİŞ OLARAK EKRANINIZA GELECEKTİR.

bottom of page