top of page

DANS EDEN EV

  • Yazarın fotoğrafı: Burcu Şengün ERTURGUT
    Burcu Şengün ERTURGUT
  • 24 saat önce
  • 5 dakikada okunur

Mavi, otobüsün camından heyecanla dışarıya bakıyordu. Arkadaşlarıyla en sonunda günlerdir hayalini kurdukları kente gelmişlerdi. Halk dansları ekibi olarak girdikleri yarışmada birinci olmuşlardı. Böylece okullarını Prag’da temsil etmeye hak kazanmışlardı.  Yarışmaya bir gün vardı. Onun öncesinde öğretmenleri Dilek Hanım, çocuklara moral olması için bir kent turu düzenlemişti. O sabah erkenden ekip otobüste yerlerini almıştı.

         Dilek Hanım, çocukların susması için şoför koltuğunun yanında ayakta duruyordu. Öğrenciler bunu fark edip kendi aralarındaki konuşmayı bitirdiler.

      “Çocuklar, öncelikle günaydın. Çok büyülü bir kentte bulunuyoruz. Kendi adıma gezmek için sabırsızlanıyorum. Şansımıza hava da çok güzel. Bizi keyifli bir gün bekliyor,” dedi Dilek Hanım.

          Her zaman konuşmaya çok meraklı olan Emre, “Hepimiz çok heyecanlıyız ve gezmek için sabırsızlanıyoruz öğretmenim,” diyerek duygularını paylaştı.

          “Emreciğim, gerçekten heyecanınız gözlerinizden okunuyor,” dedi öğretmenleri ve tüm öğrencilere gülümsedi. O sırada otobüse daha önce hiç görmedikleri bir adam bindi. Çocuklar meraklı gözlerle birbirlerine baktılar.

          Dilek Hanım, “Aaa! Tam zamanında geldin Erdem. Ben de şimdi senden söz edecektim,” dedi ve Erdem Bey ile kucaklaştı.

          “Çocuklar, Erdem benim üniversiteden çok yakın bir arkadaşım. Uzun zamandır Prag’da yaşıyor. Bugün kent turumuzda bize eşlik edecek. Şanlıyız çünkü çok sabırlıdır. Sonu bitmek bilmeyen sorularınızı severek yanıtlayacağından hiç kuşkum yok,” dedi ve güçlü bir kahkaha attı. Aynı anda hem Erdem Bey hem de çocuklar gülmeye başladılar.

          Erdem Bey, “Anlaşılan keyifli ve eğlenceli bir gün geçireceğiz,” diyerek Dilek Hanım’a göz kırptı.

           “Öncelikle hepiniz hoş geldiniz. Sizleri burada görmekten çok mutluyum. Öğretmeninizin de dediği gibi çok uzun yıllardır Prag’da yaşıyorum. Bu nedenle bana merak ettiğiniz her şeyi çekinmeden sorabilirsiniz. Bugün, kimi zaman otobüsle ilerlerken sizlere kentle ilgili bilgiler anlatacağım, kimi zaman da yapıların içine gireceğiz ve birlikte gezeceğiz.  İsterseniz yavaştan turumuza başlayabiliriz.”

          Bu konuşmanın ardından bir alkış kıyamet koptu. Çocukların neşeli hali hem Dilek Hanım’ın hem de arkadaşının hoşuna gitti. Her ikisi de otobüsün ön koltuklarında yerlerine oturdular.

             Aracın hareket etmesiyle Mavi, dikkatini geçtikleri yerlerdeki yapılara verdi. Yaşadığı kente hiç benzemiyordu. Dedesinin kütüphanesinde gördüğü tarih kitaplarının resimli sayfaları karşısında duruyordu sanki. Mavi, daldığı düşüncelerden Erdem Bey’in konuşmaya başlamasıyla sıyrıldı.

          “Çocuklar, Prag, Orta Avrupa’nın kalbinde yer alan masalsı bir kenttir. Günümüze değin korunan tarihi dokusuyla öne çıkmasına karşın çok önemli mimarların tasarladığı modern yapılar da bulunmaktadır. Şimdi onlardan birini görmeye gideceğiz. Yapıya ayrıntıları görecek biçimde bakmanızı istiyorum. Bakalım dikkatinizi çeken bir şey olacak mı?” 

          “Çok merak ettim,” dedi Mavi, yanında oturan Aslı’ya fısıldayarak. “Ben de,” diyerek karşılık verdi arkadaşı.

          Geçtikleri her yer cıvıl cıvıl görünüyordu. Sanki herkes dışarı çıkmış, güzel havanın tadını çıkarıyordu. Otobüs, dar sokaklardan geçerek tarihi bir köprünün yanında durdu. Erdem Bey ayağa kalktı ve camdan dışarıyı işaret etti. 

          “İşte geldik! Karşınızda ‘Dans Eden Ev’!” 


         Çocuklar şaşkın bakışlarla camlara yapıştı. Mavi doğru duyup duymadığını doğrulatmak istedi. Heyecanla ayağa kalktı ve biraz çekinerek “Gerçekten ismi, Dans Eden Ev mi?” diye sordu. 

          “Evet! Adı gerçekten ‘Dans Eden Ev’. Hollywood’un 1930’lu yıllardaki ünlü dans eden çifti Fred Astaire ve Ginger Rogers’ı andırdığı için ona bu isim verilmiş.” 

          “Çocuklar, dikkatli bakarsanız fark edeceksiniz. Karşılarında sanki müzik çalıyormuş da iki kişi el ele tutuşup dans ediyormuş gibi görünüyorlar,” dedi Dilek Hanım. Onun da şaşırdığı her halinden belli oluyordu. “Mimarı kim Erdem, biliyor musun?” diye sordu arkadaşına meraklı gözlerle.

          “Frank Gehry. Dünyaca ünlü bir mimardır kendisi. Hayal gücüne hayranım. Prag’a ilk geldiğimde arkadaşlarımın bana gösterdikleri ilk yapıydı. Gerçekten çok etkilenmiştim.”

          Çocukların soru sormak için havada olan ellerini gören Erdem Bey gülümseyerek Dilek Hanım’a baktı. “Dilekciğim çılgın sorular geliyor galiba,” dedi. O sırada gözü parmağını hızlı hızlı sallayan Murat’a takıldı ve konuşması için söz verdi.

         “Dans Eden Ev, çevresindeki tarihi yapılardan hiçbirine benzemiyor. Bu bana çok değişik geldi. Yeni mi yapılmış?”

          “Şöyle anlatayım. Eskiden bu yapının yerinde 19. yüzyıldan kalma tarihi bir bina varmış. Ne yazık ki II. Dünya Savaşı sırasında yıkılmış. Daha sonra modern bir bina yapılması kararı alınmış. Karşımızda duran yapı, 1992-1996 yılları arasında tamamlanmış. Yani yaklaşık otuz yıllık bir bina” 

          Erdem Bey sözünü bitirince, arka sırada heyecanla parmağı havada bekleyen Tuğçe’ye sorusunu sorması için izin verdi.

           “Hiç böyle değişik bir ev görmemiştim. Gerçekten ev olarak mı kullanılıyor?” 

           “Yapı, Dans Eden Ev olarak adlandırılmasına karşın aslında ev olarak tasarlanmamış. Zemin katında kafeler, orta katlarda ofisler, en üst katında ise muhteşem kent manzarasını gören bir restoran var.”

        Mavi, turkuaz rengi gözlerini kısmış dikkatle yapıya bakıyordu. Aslı’ya, “Gerçekten dans ediyor gibi,” dedi hayranlıkla ve ani bir hareketle parmağını kaldırdı.

O sırada Erdem Bey Mavi’yi fark etti ve başıyla işaret ederek sorusunu sormasını istedi.

“Peki neden böyle tasarlamışlar?” diye sordu.

   “Güzel bir soru. Mimarlık, yalnızca her gün gördüğümüz birbirinin aynısı olan yapılar tasarlamak değildir. Bazen mimar, bir düşünceyi anlatmak, bir duyguyu hissettirmek ister. Örneğin sizler, dans ederken yalnızca hareket etmiyorsunuz. Bir düşünceyi, duyguyu anlatıyorsunuz. Edebiyat, sanat, mimarlık hepsi aslında insanların içindeki duyguları ifade etme yollarından bazıları. Ne dersin Dilek, sen ne düşünüyorsun?” 

“Çok haklısın Erdem. Mimar tasarladığı yapıyla, yazar kitabıyla, ressam ise yapıtıyla ifade ediyor anlatmak istediklerini. Kendinizi düşünün çocuklar. Yaptığımız koreografilerde bazen ayaklarınızı sertçe yere vuruyorsunuz, bazen uçarcasına süzülüyorsunuz. Bunların hepsi o türkülerdeki duyguyu ifade etmek için yapılan hareketler.”

Öğrenciler pür dikkat anlatılanları dinliyorlardı. Konu ilgilerini çekmişti. Erdem Bey sessizliği bozdu. “Karşımızda duran yapı aslında iki ayrı binadan oluşsa da bizler onu bir bütün olarak algılıyoruz. Çünkü dengeli olduğu kadar birbiriyle çok uyumlu da duruyor.”

  “Sanki birazdan çevresinde dönecek ve bize selam verecekmiş gibi görünüyor,” dedi Mavi, onay beklermiş gibi arkadaşlarına bakarak. Çocukların çoğu evet anlamında başını salladı.

  Erdem Bey güldü.  “İşte iyi mimarlık budur. Sana hareket ediyormuş duygusu verir. Oysa olduğu yerde duruyordur.  Peki bunu nasıl sağlamış? Fikri olan var mı?”

 Çocuklar birbirlerine baktılar. Kimseden ses çıkmıyordu. Deniz, “Çok zor bir soru,” dedi çekinerek.

  “Haklısın zor,” dedi Erdem Bey, Deniz’in üzülmesini istemediğini bakışlarıyla belli ederek.

   “Gördüğünüz gibi soldaki yapı, eğimli sütunlar ile desteklenmiş cam bir kule. Sağdaki yapı ise nehirle paralel olarak ilerleyen dalgalı bir bina. Bu dalgalı şekil ve pencerelerin aynı hizada olmaması, yapıya hareket ediyormuş gibi bir görünüm veriyor.”

“Muhteşem!” sesleri yükseldi otobüsten. Öğrendikleri bilgiler çocukları şaşırtmıştı. 

  “Çocuklar, yapının önünde sizinle bir hatıra fotoğrafı çektirmek istiyordum ama şu an önü çok kalabalık. Gün sonu boşalmış olacaktır. O zaman çekiliriz diye düşünüyorum. Hem ışıklandırılmış hali de çok güzel oluyor. Beğeneceğinizi düşünüyorum.”

 “Erdem öğretmen, Erdem öğretmen!” sesleri alkışlarla birlikte otobüsün içinde bir coşku ortamı yarattı. 

          Erdem Bey, hafif pembeleşmiş yanaklarıyla öğrencilere teşekkür etti.

         “Harika, o zaman yolumuza devam edebiliriz,” dedi Dilek Hanım ve şoföre eliyle devam işareti yaptı.

Otobüs yavaşça hareket etmeye başladı. Mavi, çantasından not defterini çıkardı, Dans Eden Ev yazarken gülümsedi. Yarın biz de sahnede Dans Eden Ev gibi olacağız, bizi izleyenleri coşkuyla selamlayıp, kupayı alacağız,” diye geçirdi içinden. 

Prag’ın taş sokaklarında otobüs ilerlerken herkes kendi dünyasına daldı. Mavi ise yapıya ilişkin edindiği bilgileri, binanın ayrıntılarını defterine yazmakla meşguldü. Dönüşte öğrendiklerini dedesine anlatmak için sabırsızlanıyordu.


Kaynaklar:


*Bu etkinliği Burcu Şengün Erturgut hazırladı.

KONU: Bir grup öğrencinin Prag gezisinde Dans Eden Ev adlı ilginç binayı tanıyıp onun özelliklerini öğrenmelerini anlatıyor.

TEMA: Sanatın ve mimarlığın duygularımızı anlatması.

ANAHTAR KELİMELER: Dans Eden Ev, Prag, mimarlık, sanat, duygu, tasarım, yapı, gezi, hayal gücü, estetik

 KIPIR KIPIR DÜŞÜNCELER

  • Yaşadığınız yerde bu metindeki gibi değişik yapılar var mı?

  • Sanatla uğraşmak insanı iyileştirir mi? Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?

  • Siz mimar olsaydınız, nasıl bir ev tasarlamak isterdiniz? Renkleri ve şekilleri hayal edin!

  • Yeni yerler görmek neden önemlidir? Sizce bu ne gibi maceralar getirir?

    KIPIRDATAN ETKİNLİKLER

  • Sen bir mimar olsaydın, nasıl bir yapı tasarlardın? Hayal et ve çiz. Renkli kalemlerini dilediğin gibi kullanabilirsin.

  • İlginizi çeken ve merak ettiğiniz bir mimari yapı bulun ve onunla ilgili bir tanıtım broşürü hazırlayın. İsterseniz broşürü üç boyutlu olarak da tasarlayabilirsiniz. Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayın ve bizi şaşırtın.

  • Siz de Mavi gibi görmek istediğiniz bir kente, arkadaşlarınızla birlikte gittiğinizi hayal edin. Orada geçirdiğiniz ilk gününüz nasıl geçerdi? Günlüğünüze neler yazardınız?


Yorumlar


İletişim
  • Instagram
  • Facebook

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

YAYIMCI: YAKIN KİTABEVİ İMTİYAZ SAHİBİ: LEVENT SALICI © 2021 KIPIRTI ÇOCUK DERGİSİ HER HAKKI SAKLIDIR. KAYNAK BELİRTİLMEK KOŞULUYLA YAZILARDAN ALINTI YAPILABİLİR. DERGİDE YAYIMLANAN TÜM ESERLERİN SORUMLULUĞU YAZARLARINA AİTTİR.

​SSS.-SİTE İÇİNDE ARADIĞIM METNİ NASIL BULABİLİRİM?

CONTROL+F TUŞLARINI AYNI ANDA TIKLAYIN. EKRANA GELEN BOŞ KUTUCUĞA ANAHTAR KELİMELERİ YAZIN. ÖRN. YAZAR İSMİ, BÖLÜM ADI, BAŞLIK VB. SONRA ENTER TUŞUNA BASIN. İLGİLİ KELİMELERİN OLDUĞU METİNLER RENKLENDİRİLMİŞ OLARAK EKRANINIZA GELECEKTİR.

bottom of page