MÜZEDE GEÇEN BİR GÜN
- Burcu Şengün ERTURGUT

- 1 gün önce
- 4 dakikada okunur

Zeynep Hanım ve kızı Elif, tatilin ilk cumartesi günü için maske atölyesine katılmayı planlamışlardı. Atölyenin başlamasından yarım saat önce çalışmanın yapılacağı Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nin önündeydiler. İkisi de çok heyecanlıydı.
Kapıdan içeri girerken, “Anne, bence çok güzel bir gün geçireceğiz,” dedi Elif.
Zeynep Hanım, “Ben de seninle aynı düşüncedeyim. Bakalım birlikte neler yapacağız?” diyerek kızının elini tuttu. İçeri girdiklerinde meraklı gözlerle çevrelerine bakarken yanlarına bir görevlinin yaklaştığını fark ettiler.
“Hoş geldiniz. Benim adım Osman. Müzenin atölye koordinatörüyüm. Yanılmıyorsam, bugünkü çalışma için buradasınız.”
Elif heyecanla, “Evet!” deyip yerinde sıçradı. Kızının kıpır kıpır halini gören Zeynep Hanım gülümseyerek, “Maske atölyesine katılmak için geldik,” dedi.
“Atölyemiz daha başlamadı. Sizler de ilk misafirimizsiniz. İsterseniz beklerken size müzemiz hakkında biraz bilgi verebilirim,” dedi Osman Bey.
Anne, kız birbirlerine bakıp gülümsediler ve olur anlamında başlarını salladılar.

Osman Bey, durumdan hoşnut bir biçimde bilgi vermeye başladı. “İçinde bulunduğumuz yapı, ilk olarak 1930-1932 yılları arasında mimar Mesut Özok tarafından itfaiye binası olarak tasarlanmıştır,” dedi.
Elif’in gözleri büyüdü. “Gerçekten mi? Burada daha önce itfaiyeciler mi çalışıyordu?” diye sordu.
Osman Bey ve Zeynep Hanım, Elif’in ifadesi karşısında gülümsemelerine engel olamadılar. Elif, Osman Bey’in yanıtını beklemeden sorularına peş peşe devam etti.
“Yangın arabaları neredeydi? İtfaiyecilerin giysileri kırmızı mıydı? Başlarındaki kaskları nasıldı? Yüzlerini kapatıyor muydu?”
Zeynep Hanım, “Elifciğim sakin ol! Osman Bey’i sıkıştırma lütfen,” diyerek bir yandan da adama kusura bakmayın, der gibi baktı.
“Böyle öğrenmeye meraklı bir kızınız olduğu için çok şanslısınız hanımefendi. Elifciğim, gel birlikte karşıda asılı duran bilgi panosuna bakalım. Senin gibi araştırmayı, öğrenmeyi seven meraklı misafirlerimiz için böyle bir pano hazırladık. Merak ettiğin soruların yanıt eski fotoğraflarda bulacaksın.”

Osman Bey sözünü bitirir bitirmez soluğu panonun başında aldı Elif. Çok önemli bir kitabı incelermiş gibi yazıları okuyup, eski fotoğraflara bakmaya başladı. Zeynep Hanım ve Osman Bey de küçük kızın yanına gittiler.
Osman Bey, “Nasıl? Beğendin mi?” diye sorarken Zeynep Hanım’a göz kırptı.
“Siyah-beyaz fotoğraflara bayıldım. Her şey aynı eski filmlerde gördüğüm gibi. Ama merak ettiğim bir şey var. Neden şimdi müze olarak kullanılıyor? Artık İzmir’in bir itfaiye binası yok mu?”
“Elifciğim çok güzel bir soru sordun. Aferin sana. Ben de şimdi tam o konudan söz edecektim. Bu yapı, yaklaşık 70 yıl itfaiye binası olarak kullanıldı. Fakat daha sonra binanın artık büyüyen kentimize yangın söndürme hizmeti vermeye yeterli gelmediği anlaşıldı. O nedenle başka bir yere taşındı. Bu bina ise gerekli düzeltme ve onarımlar yapıldıktan sonra 2004 yılında müze olarak yeniden kullanılmaya başlandı.”
“Çok güzel düşünülmüş değil mi Elifciğim? İçinde bulunduğumuz tarihi yapı korunarak günümüze dek gelmiş. Müze olarak kullanılarak gelecek kuşaklara aktarılacak. Belki ileride sen de çocuklarını getireceksin buraya. Onlar da kentimizin hem mimari hem de tarihi açıdan önemli olan bu yapısıyla tanışacak.”
“Elifciğim, annen çok doğru şeyler söyledi. Ben de bir ekleme yapmak istiyorum. Müzemizin başlıca kuruluş amacı; İzmir’in tarihini, görsel belgelerini, eski fotoğraflarını ve yayınlarını saklayarak gelecek kuşaklara aktarmak. Ayrıca müzemizin bir de ödülü var.”
“Nasıl yani? Yarışma mı kazandı?”
“Hahaha! Ah Elifciğim! Çok tatlısın ve haklısın. 2018 yılında müze, Türkiye Kentler Birliği tarafından Arşiv ve Koleksiyon Ödülü’nü aldı. Burası Türkiye’nin ilk kent arşivi ve kent müzesi.”
“Baksana anne, ödüllü bir müzenin içinde bulunuyoruz. Çok heyecan verici.”
“Evet Elifciğim. Gerçekten öyle. Osman Bey, bize verdiğiniz bu değerli bilgiler için çok teşekkür ederiz. Çok yararlı oldu.”
“Osman abi, eve gidince öğrendiklerimin hepsini babama da anlatacağım,” dedi Elif coskuyla.
“Bunu duyduğuma çok sevindim Elifciğim. Belki bir gün babanla da gelirsiniz. Beni dinlediğiniz için ben de sizlere çok teşekkür ederim,” dedi Osman Bey ve saatine baktı.
“Beş dakika içerisinde çalışma başlayacak. Atölye sınıfına geçebilirsiniz artık.”
Zeynep Hanım ve Elif, Osman Bey’e el sallayarak atölye sınıfına doğru ilerlediler. Boş masalardan birine oturdukları anda küçük kız uzanarak annesini öptü.
“Bugün iyi ki buraya geldik anneciğim, çok teşekkür ederim,” dedi. Annesi, kızının bu sevgi dolu hareketinden çok mutlu oldu ve ona sarıldı.
Elif, Atölyede gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra maskesini boyamaya başladığında aklında bugün öğrendiği bilgiler vardı. Boyadığı her renkte, siyah-beyaz fotoğrafları ve müzenin duvarlarında saklanan hikâyeleri düşündü. Bugün yalnızca bir maske yapmamıştı; kentin geçmişiyle tanışmış ve öğrenmenin çok güzel bir şey olduğunu bir kez daha anlamıştı. Zeynep Hanım, kızına sevgiyle bakarak bu cumartesi gününün ikisi için de unutulmaz bir anıya dönüştüğünü duyumsadı.
Kaynakça:
*Bu etkinliği Burcu Şengün Erturgut hazırlamıştır.
KONU: Zeynep Hanım ve Elif’in Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nde katıldıkları
“Maske Atölyesi” öncesinde müzenin tarihini öğrenmeleri ve tarihi bir yapının korunarak
müzeye dönüştürülmesini keşfetmelerini anlatıyor.
TEMA: Geçmişi koruma bilinci ve müzelerin kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarmadaki
önemi
ANAHTAR KELİMELER: Müze, kent arşivi, tarihi yapı, itfaiye binası, atölye, kültürel
miras, koruma
KIPIR KIPIR DÜŞÜNCELER:
Çocuklar, müzeler sadece eski eşyaların sergilendiği yerler midir?
Kent arşivleri neden önemlidir?
Tarihi yapılar neden korunmalıdır?
Bir yapı farklı amaçlarla yeniden kullanılabilir mi?
Sen olsaydın tarihi bir yapıyı nasıl değerlendirmek isterdin?
KIPIRDATAN ETKİNLİKLER:
Yaşadığınız şehirde müzeye dönüştürülmüş başka tarihi yapılar var mı?
Araştırıp gruplar halinde sınıf arkadaşlarınıza ve öğretmenlerinize sunum
yapabilirsiniz.
Ahmet Piriştine Kent Arşivi ve Müzesi için bir tanıtım broşürü tasarlamaya
ne dersiniz? Renkli kalemler ve kağıtlar kullanabilirsiniz. Sınıf panosunda
sergileyerek tüm okulun bilgi sahibi olmasını sağlayabilirsiniz.
Günümüzden 20 yıl sonra müzeyi ziyaret edecek çocuklara mektup
yazabilirsiniz. Mektubunuza, ‘Bu müzeyi mutlaka ziyaret edin çünkü…’ cümlesini
devam ettirerek başlayabilirsiniz.



Yorumlar