KARTPOSTALDAKİ GİZEMLİ KÖPRÜ
- Burcu Şengün ERTURGUT

- 2 gün önce
- 4 dakikada okunur

Mira, o akşam ikiz kuzenleri Mete ve Efe ile büyük teyzeleri Nalan Hanım’ın evine yatıya kalmaya gitti. Teyzelerinin evi, çocuklar için her zaman merak uyandıran bir yer olmuştu. Dolapların içindeki eski fotoğraflara, renkli kutulara ve komik şapkalara bakmaktan büyük keyif alıyorlardı. Üzerinde büyük bir aynası olan ahşap konsol ise evin en dikkat çeken eşyasıydı. Sanki içinde gizli bir hazine varmış gibiydi. Her geldiklerinde çekmecelerini karıştırmaktan kendilerini alamazlardı.
Teyzelerinin hazırladığı lezzetli akşam yemeğinden sonra salonda televizyon izlemeye başladılar. Çocukların yavaştan sıkılmaya başladığını fark eden Nalan Hanım,
“Daha saat erken. İsterseniz kestane pişireyim. Siz de güzel bir film seçin,” dedi.
Mira, “Süpeeer!” diyerek ayağa fırladı. Efe ve Mete, alkışlarla kuzenlerine karşılık verdiler. O sırada teyzeleri, gülümseyerek mutfağa gitmişti bile.
Mira, televizyon ekranındaki filmlere bakarken Efe, Mete’nin koluna dokunup başıyla konsolu gösterdi. Mete, kardeşinin aklından geçenleri anladı ve sevimli bir tavırla,
“Çekmecelere bakmaya ne dersiniz? Filmi sonra seçeriz,” dedi.
Mira’nın gözleri parladı; bu öneriye hayır diyebilir miydi? Üç çocuk, parmak uçlarında konsolun yanına gittiler. Efe bir çekmeceyi açtı, Mete diğerini… Mira da en alttaki küçük çekmeceye bakmaya başladı.
“Bakın!” diye seslendi Mete. Elinde sararmış bir kartpostal vardı. Kartpostalın üzerinde tuhaf bir köprü görünüyordu.
“Köprünün üstünde küçük, renkli evler var,” dedi Efe şaşkınlıkla. “Bizim bildiğimiz köprülere hiç benzemiyor,” diye ekledi Mira.Kartpostalın arkasını çevirdiklerinde, bilmedikleri bir dilde yazılar gördüler.
“Bu hangi dil? Hiçbir şey anlamıyorum!” dedi Efe. Tam o sırada Nalan Hanım içeri girdi.
“Siz yine benim çekmecelerimi mi karıştırıyorsunuz bakalım?” diye sordu, göz kırparak.
Çocukların yüzü kıpkırmızı oldu. Mira, utanarak kartpostalı uzattı.
“Bu köprü çok garip. Hem köprü hem de ev gibi! Arkasında da anlamadığımız bir şeyler yazıyor.”
Nalan Hanım kartpostala bakınca yüzünde bir gülümseme belirdi.
“Ahh… Bu Ponte Vecchio,” dedi sevgiyle. “Yıllar önce İtalya’da tanıştığım arkadaşım Lucia yollamıştı. Arkasındaki yazılar da İtalyanca.”
“İtalyanca mı?” diye hayretle sordu Mete.
“Evet canım. O zamanlar Floransa’ya İtalyanca öğrenmeye gitmiştim. Bu köprü, benim en sevdiğim yerdi. Adı Ponte Vecchio, yani ‘Eski Köprü’ anlamına gelir.”
“Bizim daha önce gördüğümüz köprülerden çok farklı. Neden üzerinde evler var?” diye sordu Efe, meraklı gözlerle.
Nalan Hanım birden elindeki kestane tabağını fark etti.
“Minnoşlar, önce şu kestane tabağını elimden alın bakalım,” diyerek Mira’ya doğru uzattı. Yüzünde, çocukların yanında kendilerini her zaman iyi hissettikleri o sevecen bakışı vardı.
“Kestanelerinizi yerken bu köprünün hikâyesini dinlemek ister misiniz?” diye sordu.
“Eveeeet!” diye neşeyle bağırdılar ve kestaneleri atıştırmaya koyuldular. Nalan Hanım, çocukların karşısındaki koltuğa oturdu ve yumuşak bir sesle anlatmaya başladı.
“Ponte Vecchio, Floransa’daki çok eski bir köprüdür. Kenti ikiye bölen Arno Nehri’nin üzerine yaklaşık yedi yüzyıl önce yapılmış. Ondan önce burada ahşap bir köprü varmış ama büyük bir selde yıkılmış. Bunun üzerine insanlar, ‘Bu kez öyle bir köprü yapalım ki kolay kolay yıkılmasın,’ demişler.”
“Gerçekten sonra bir daha yıkılmamış mı teyze?” diye sordu Efe, meraklı gözlerle.
“Yıkılmamış Efeciğim. İkinci kez yaptıklarında taş ve tuğla kullanmışlar. İşte bu yüzden günümüze dek hâlâ ayakta kalabilmiş.”

Mira, Nalan Hanım’ın elindeki kartpostalı gösterip, “Pekii! Üzerinde neden evler var?” diye sordu.
Efe ve Mete de aynı anda, “Eveeet! Neden var?” diye sorarak Mira’yı desteklediler.
Çocukların öğrenmeye hevesli oluşları teyzelerinin hoşuna gitti.
“Meraklı sincaplar, onlar ev değil, dükkân,” dedi kahkaha atarak. Çocuklar, doğru duyup duymadıklarını anlamak için birbirlerinin yüzüne şaşkın bir ifadeyle baktı.

“Eskiden burada kasapların dükkânı varmış. Kentte yaşayanlar, köprüden geçerken kokudan çok rahatsız oluyormuş.”
“Pöööfff! Ben de olsam oradan geçmek istemezdim,” dedi Mira, yüzünü buruşturarak.
“İşte o yüzden kasaplar gitmiş, yerine kuyumcular gelmiş. Ponte Vecchio, hem mis gibi kokmaya hem de altınların parlaklığıyla ışıl ışıl görünmeye başlamış.”
Efe, kartpostala iyice yaklaştı. “Ama dükkânların üst katında bir tuhaflık var. Sanki yan yana dizilmiş kutular gibi,” dedi. Çocuğun bir dedektif edasıyla yaptığı bu yorum, Nalan Hanım’ın çok hoşuna gitti.
“Bravo sana, Efe! Çok dikkatli bakmışsın. İşte burası köprünün gizemli yeri.”
“Gizemli miii?” dedi üç çocuk da aynı anda. Gözleri yerlerinden fırlayacakmış gibi teyzelerine bakıyorlardı.
“Kuzucuklar, Floransa’da çok eskiden Medici isimli bir aile yaşıyormuş. Bu aile, kentin en güçlü ailesiymiş ama çok da düşmanları varmış. Bu yüzden halkın arasına karışmadan gidebilmek için dükkânların üstüne küçücük pencereli gizli bir yol yaptırmışlar. Adına da Vasari Koridoru demişler.”
“Gizli bir yol mu?” dedi Mira, fısıltıyla.
“Evet!” dedi Nalan Hanım. “Bu koridordan geçerek saraylarına giderlermiş. Kimse onları görmezmiş. Köprünün altından insanlar geçerken, üstünden gizlice Mediciler yürürmüş.”
Oda bir an sessizleşti. Çocuklar, sanki köprünün üstünde yavaşça yürüyen ayak seslerini duyar gibi oldular. Sessizliği Mira bozdu.
“Böyle şeylerin yalnızca masallarda olduğunu sanırdım,” dedi.
“Çocuklar, bazı kentler hem mimari özellikleri hem de hikâyeleriyle masalları hiç aratmazlar. Bu hikâyeleri dinlemek benim de hep ilgimi çekmiştir.”
Nalan Hanım bilgi vermeye devam ederken kestaneler de bitmişti
O sırada Mete, “Haaaarmm!” diyerek esnedi. Mira ve Efe, Mete’nin hem esneyip hem de gözlerini ovuşturduğunu görünce gülmeye başladılar.
“Çocuklar, bugünlük bu denli hikâye yeter. Hepimizin uykusu geldi. Yarın sabah isterseniz devam ederiz. Şimdi herkes yatağa. Hadi, marş marş!” diyerek ayağa kalktı.
Mira, “Teşekkür ederiz teyzeciğim. Ponte Vecchio yalnızca bir köprü değil; içinde kentin sırlarını taşıyan gizli bir geçitmiş. Senin sayende öğrenmiş olduk. Yarın bu bilgileri annemle babama anlatmak için sabırsızlanıyorum,” dedi.
Mete’den sonra Efe de ayakta uyur hâle gelmişti. Onların bu durumunu gören Mira ve Nalan Hanım, iki çocuğun kollarına girerek onları yataklarına yatırdılar.
Mira, uyumadan önce pencereden yıldızlara baktı ve bir gün kendisinin de Eski Köprü’yü görmeye gideceğini hayal etti. Kim bilir, belki bir yolunu bulur, o da gizli geçitten geçerdi.
*Bu etkinlik Burcu Şengün Erturgut tarafından hazırlanmıştır.
KONU: Mira ve kuzenlerinin bir kartpostaldan yola çıkarak Ponte Vecchio Köprüsü’nün tarihini ve gizemli yönlerini öğrenmeleri.
TEMA: Merak ve keşif
ANAHTAR KELİMELER: Ponte Vecchio, kartpostal, köprü, Floransa, Arno Nehri, Medici Ailesi, Vasari Koridoru, gizli yol, tarihi yapı.
KIPIR KIPIR DÜŞÜNCELER:
Çocuklar, köprülerin sadece geçmek için değil, yaşamak için de kullanıldığı başka yerler var mı?
Çocuklar, sizce bir kartpostal geçmişten hangi hikâyeleri taşıyabilir?
Medici Ailesi neden gizli bir yol yaptırma ihtiyacı duymuş olabilir?
KIPIRDATAN ETKİNLİKLER:
Çocuklar, bir arkadaşınıza veya akrabanıza kartpostal yollamaya ne dersiniz? İsterseniz kartpostalı kendiniz tasarlayabilirsiniz. Hayal gücünüzü kullanarak çok güzel tasarımlar ortaya çıkarabilirsiniz.
Yaşadığınız şehirdeki bir köprü ile Ponte Vecchio’nun benzer ve farklı yönlerini bulup arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.
Çocuklar, karton ve yapıştırıcı kullanarak kendi köprünüzü tasarlayabilirsiniz. Renkli kalemlerinizle boyayıp, isim vermeyi unutmayın.



Yorumlar