top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıEsen Soydan Can

İYİLİĞİN KALBİDİR İSKENDERİYE

Güncelleme tarihi: 31 Ara 2022



“Heeyyy! Sessiz olun Cesur Beşliler Takımı. Kocaburun evden çıktı ama çirkin kedisi hâlâ içeride. Sırayla atlıyoruz balkona. Takip edin beni.”

Bahçeden gelen çocuğun sesi uykumu böldü. Bugün şu beş kafadarla işim olmasaydı hırlayıp homurdanırdım ama nazik bir ev sahibi olduğumu göstermeliyim onlara. Tekrar buraya geleceklerini biliyordum. Geçen hafta zaman saatiyle Beyoğlu’na yaptıkları yolculuktan çok hoşlandıkları belliydi.

“Bu nasıl bir kedi böyle! Çok çirkiiinn!” diye yüzünü buruşturdu bana bakan çocuk.

“Vay canına! Derisine bak Ender! Tüysüz ve buruş buruş. Okul müdürümüz Bayan Dinozor’a benziyor aynı. İkisi de en az yüz elli yaşındadır.”

Ahhh çocuklar, iki tırmıkla cevap verirdim ama neyse. Yolculuk zamanı!

Benim adım Papirüs. Evet evet bildiniz. Kocaburun’un evinde yaşayan Sfenks kedisiyim. Son derece kibar olduğumu söylerler ama Cesur Beşliler Takımı’yla anlaşacak mıyım, pek emin değilim aslında! Dört aydır İstanbul’da yaşıyorum. Doğduğum ülke olan Mısır’da halletmem gereken küçük bir iş var. Bunun için de şu afacanlara ihtiyacım var.

Salona giren beş kafadar, zaman saatini aramaya başladı. Onlara yardım etmeliydim. Bir sıçrayışta büfenin üzerine çıktım. Patimi gümüş kutunun üzerine vurmaya başladım. Cesur Beşliler Takımı’ndan bir kız yanıma geldi ve gösterdiğim kutuyu açtı. Kapaklı saat kızın elindeydi artık. Saatin üzerine atlama zamanı, şimdiiii!

Toz bulutu kuvvetli bir şekilde eserek bizi havaya kaldırdı. Döndürdü, döndürdü… Gözlerimi açtığımda beş kafadarın şaşkın şaşkın Nil Nehri’ne baktıklarını ve üzerlerindeki kumu silkelediklerini gördüm.

“Antik Mısır’a hoş geldiniz,” dedim piramitleri göstererek.

“Yaşlı kedi konuşuyor ve karşımda devasa üç piramit duruyor,” dedi içlerinden bir çocuk gözlerini ovuşturarak. Kendi koluna bir çimdik attı ve Ayyy diyerek çığlığı bastı.

“Mısır’da tüm kediler konuşur. İnsanların dilini iyi biliriz ama insancayı sadece Mısır’da konuşuruz. Ayrıca altı yaşında bir kedi pek yaşlı sayılmaz bizim buralarda,” dedim hınzırca gülümseyerek.

“Piramit de ne demek Ömer?” diye sordu gözlüklü oğlan arkadaşına.

“Mısırlıların firavunlarına yaptıkları anıt mezardır. Şu karşımızda duran üç yapı ise Gize Piramitleri. Dünyanın yedi harikasından biri,” diye açıkladım kafadarlara araya girerek.

“Bu kadar yüksek bir yapıyı nasıl yapmışlar? İnşaat ustaları taşları çok büyük vinçlerle taşımış olmalı, “diye ekledi saçları süpürge püskülü gibi olan kız.

“Bu piramitler inşa edildiği zaman ne vinç ne inşaat makinesi varmış. Birçok söylenti var bu konuda. Taş ocağından çıkarılan taşlar şurada gördüğünüz Nil Nehri boyunca teknelerle taşınıyor, karada ise rampalar yardımıyla inşaat alanına getiriliyormuş,” diye açıkladım.

“Buraya gelmemizin amacı size piramitleri anlatmak değil Cesur Beşliler. Zaman saati bizi yanlış yere getirdi. Haydi ne kadar cesursunuz, görelim bakalım!” dedim nehrin kıyısında hasat yapan çiftçileri izleyen kafadarlara.

Saati yeniden ayarladık.

“İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ M.Ö. 4.YY”

Kütüphanenin büyük salonunda açtık gözlerimizi. Günlerden pazartesi olmalıydı. Sayım ve temizlik gününde kütüphanenin kapıları kapanır, ziyaretçi alınmazdı.

“Büyükbabamı bulmalıyız çocuklar. Baş kütüphanecinin odasında olmalı. Acele edelim,” diyerek koşar patilerle salondan çıktım.

“Büyükbabanın burada ne işi var? Neden onu bulmalıyız?” diye sordu gözlüklü oğlan.

“Antik Mısır’ da kediler çok sevilir. Halk ve firavun tarafından korunur, onların en büyük dostudur. Büyükbabam da baş kütüphanecinin baş kedisiymiş ama kütüphanede yaşayan yüzlerce kedi var. Bunlardan biri de Felis adındaki sinsi kedi. Baş yazıcının kedisi olan Felis’in bazı hain planları var. Büyükbabamı bu konuda uyarmalıyım yoksa bu kütüphaneyi hazin bir son bekliyor,” dedim gözlerimi kaçırarak.

Giysi odasından beş kafadara kıyafet bulduk önce. Erkekler iki beyaz peştamalı kullanarak birini gömlek diğerini etek olarak giydi. Kızlar da peştamaldan elbise yaptı ve odadaki takılarla süslendi. Onların iki bin yirmi üç yılından geldiğini kesinlikle kimse anlayamazdı.

Tabelaları okuya okuya tüm kütüphaneyi hızlıca dolaştık. Baş kütüphaneci yazan odanın önünde durduk. Kafadarlara sütunun arkasına saklanmalarını söyledim ve kapıyı patilerimle tırmalamaya başladım. Kısa bir süre sonra kapı açıldı.

“Sen ne zaman dışarı çıktın Mia? gel içeri,” dedi karşımdaki adam. Baş kütüphaneci olmalıydı. Kapıyı açık bırakıp odaya geri döndü. Beni büyükbabamla karıştırmıştı. Ne yapacağımı düşünürken bir sesle irkildim.

“Sen kimsin? Bana ne kadar benziyorsun böyle? Bir ikizimin olduğunu bilmiyordum,” dedi karşımda duran büyükbabam.

“Kediler birbirine benzer ama benim büyükbabama çok benzediğimi söylerler. Onun gibi samimi, cesur, gözü pekmişim,” dedim mırıldanarak.

“Ne istiyorsun? Niçin tırmaladın kapımızı öyle?” diye sordu tüylerini kabartarak.

Elimdeki papirüs kâğıdını uzattım ona. Üzerindeki hiyeroglif yazıyı okumaya başladı.

"Acele etmelisiniz ve hemen harekete geçmelisiniz. Yoksa mutlu olduğunuz bu yuva elinizden gidecek,” dedim.

Yüksek sesle okumaya başladı.

“Sokrates, Tek iyilik bilgi, tek kötülük cehalettir, der.

İyiliğin kalbidir İskenderiye’de her yer

Kendini cesur hissedenler

Bu eşsiz kütüphaneyi yakarak edecek heder.

Kötülük bizim içimizde

Çok değer verdiğiniz Felis,

Aslında en büyük haris.”

Büyükbabam koca patileriyle sıçrayarak baş kütüphanecinin yanına gitti ve kâğıtta yazılanları okudu. Ortalık birden karıştı. Muhafızlarla birlikte baş yazıcı ve kedisi Felis’in yanında aldılar soluğu. Hain planları ortaya çıkan ikiliyi götüren muhafızların yolunu kestik kafadarlarla.

Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. İskenderiye her zaman özgür kalacak,” dedim yüksek sesle. Zaman saatinin alarmını duyduk. Enerjisi bitmeden evimize dönmeliydik. Cesur Beşliler Takımı ve ben toz bulutu girdabının içinde yukarıya kalktık. Gözümüzü Kocaburun’un salonunda açtık. Kafadarlar balkondan bahçeye atlarken Niçin Mısır’da kalmadığımı, sordular.

“Mısır’da kedilere olan ilgiden bahsetmiştim size. Ben, özgür yaşamak istiyorum, ” dedim ve salona geçip sallanan sandalyeme atladım.



148 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page