top of page
Ara
  • Duygu KIVIRCIK

GÜZ VE MARTI

Güncelleme tarihi: 1 Nis


Resimleyen: Ecem EKER

Bir gün önceden verilmiş sözlerin tutulma günüydü o sabah. Hava eğer çok yağışlı

değilse ya da fırtına yoksa baba- kızın dışarı çıkma günü olacaktı. Babası portakal suyunu,

tostunu mutfak masasına koymuş, kızına seslenmişti. Güz o kadar heyecanlıydı ki hafta içi

olsa, odasında hazırlanmasını neredeyse bir mevsim geçecek kadar sürdürür sonra da bir

kaplumbağa edasıyla mutfağa gelirdi. Fakat bu sabah mutfakta tavşan gibi bitivermişti.

Babasıyla sohbet ederek neşe içinde yapmıştı kahvaltısını.   

Güz, annesinin iş gezisinde oluşunu fırsat bilmiş, evin her yerinde bir haftalık izler

bırakmıştı. 

Odasında, harikalar diyarına giden dolabının kapağı, ikide bir çarpmasına karşın hep

açıktı. Annesine söz verdiği üzere her gün değiştirdiği çoraplar yerlere serilmişti. Okuduğu

kitaplar, yaptığı resimler neredeyse adım atmasını engelleyecek kadar masasından taşmıştı.   

   Odadan salona giden yol da en az orası kadar yoğun bir trafiğe sahipti. Sevgili

babası ancak mutfağı toparlayabildiği için gözü, diğer yerlere pek ilişmiyordu.   

    Günün programı şöyleydi: Önce vapura binecekler sonra da o, duvarları kitap dolu

raflarla donanmış harika kafeye gideceklerdi. O kafeyi çok seviyordu çünkü en sevdiği

çikolatalı pastayı, en sevdiği kitapları orada buluyordu.

Haaa bir de içeriye evcil hayvan alıyorlardı. Böylece Güz’e harika bir çocuk menüsü

sunuluyordu sanki. Garson gelip “Ne alırdınız?” diye sorduğunda onun içinden hep “Bir

çikolatalı pasta, bir kitap ve en tüylüsünden bir kedi” demek geliyordu.  

Babasıyla yağmurluklarını giydiler, şemsiyelerini de yanlarına alıp yola koyuldular.

Hava şimdilik sakin görünüyordu. Babası yanlarına evdeki ekmeği de almıştı. Güz, martılara yiyecek atmayı seviyordu.   

Veee işte vapurdaydılar. Yakınlarına uçan tek bir martı bile yoktu. Güz, biraz dışarda

durduktan sonra içeri girmek istedi. Babası, çantasından ekmeği çıkardı ve havaya doğru

atarsa martıların görüp geleceğini söyledi.  

Vapur yol aldıkça Güz’ün umudu kalmamaya başladı. Her defasında elinde tuttuğu

ekmek kırıntısını havaya atıyor ama martılar hiç yanaşmıyordu. Nesi vardı bu martıların, aç mı değillerdi? Babası onun giderek kaçan keyfini gördü. “Güz, sence bu martılar nasıl

kuşlar?” diye sordu.  

“Bilmem, biraz inatçı olabilirler.”  

“Hımmm neden inatçı olduklarını düşündün?”  

“Baksana kaç defa ekmek attım inatla gelmiyorlar. Uzaklarda istedikleri yerde

uçuyorlar.”  

“Bak sana ne anlatacağım. Yıllar önce ailemle birlikte vapura bindiğimiz böyle bir

günde başımıza ne gelmişti.”  

Güz o anda dikkatini babasına verip onu dinlemeye başladı.  

“Yağmurlu bir gündü. Ortalık sakin görünüyordu. Ben de martıları çok severdim.  O

zamanlar tıpkı senin yaptığın gibi havaya attığımız ekmek kırıntılarını yakalayan martı

görmek çok hoşuma gidiyordu. Yanımızda simit vardı. Ben de onları bir an önce martılara

atmak için acele ediyordum.   

Önce havaya bir parça simit attım, simide doğru bir ikisi uçmaya başlayınca o kadar

heyecanlandım ki! Bir tane daha bir tane daha derken azıcık bir parça kalmıştı elimde.

Martıların en yükseğe çıkıp sonra da atılan simitlere doğru yaptıkları o hamleler inanılmazdı.  

Fakat birden hava döndü. Mavinin gökyüzüne mi yoksa denize mi ait olduğu bir anda

karıştı. Vapur, dalgalanan denizin üstünde sanki daha da hızlanmıştı. Birazdan yanaşacağımız iskelenin önündeki hayatın hızına yetişmek ister gibiydi. Havanın bir anda böyle bozulmasına çok kızmıştım. Daha önce fırtınalı bir havada vapura binmediğim için de biraz korkmuştum. Ailem içeri girmemiz gerektiğini söylese de ben martıları merak ediyordum. Onlar da korkuyorlar mıydı? Bence korku onlara acayip bir cesaret veriyordu. Babam beni içeri sokmadan son bir manevra yapıp elimdeki son parçayı hızlıca atmıştım, göğe doğru.”  

   

            “Eeee sonra, peki sonra ne oldu, yakaladı mı martı?”  

“Bilmem” dedi babası gülümseyerek.  

“Nasıl yani göremedin mi?”  

“Göremedim ama gördüğüm bir şey varsa o da martıların özgür ve cesur

olduklarıydı.”  

“Hımmm haklısın. Uçabildikleri için özgürler doğal olarak”   

“Uçabildikleri için demeyelim de her koşulda ve sınırlanmadan, istedikleri gibi

yaşayabildikleri için diyelim,” dedi babası.  

“Evettt baksana fırtınada bile uçmayı başarmışlar, aferin onlara.”  


Güz, şimdi daha keyifli görünüyordu. Babasının anlattıkları belli ki ilgisini çekmişti. 

Başını denize doğru çevirdiğinde martıları görüp yeniden heyecanlandı. İskeleye yanaşmak

üzereydiler. Güz, iskeleye dek kendilerine eşlik eden martılara bakarken, onların çığlık

atmalarının ne anlama geldiğini de düşünüyordu.   

“Güz lütfen yine gel, yine simit getir bize...” dediklerini hayal etti.  

Vapurun üst katından inerlerken elinde kalan son parçayı yukarıya fırlattı. Martının

uçuşuna havaya atılan ekmek kırıntıları eklendi. Babasıyla göz göze geldiler.  Onun kendisine bir şey sormasına fırsat bırakmadan,  

“Gördüm,” dedi Güz heyecanla, “Ekmek gagasındaydı!”



ETKİNLİKLER


Hazırlayan : Burcu Şengün ERTURGUT


Konu: Öykü Güz ve babasının martılarla ilgili bir sohbetini anlatıyor.


Tema: Özgürlük 


Anahtar Kelimeler: İletişim, özgürlük, cesaret, hayvan sevgisi


Kıpır Kıpır Düşünceler

 Çocuklar sizce “Güz ve Martı” isimli bu öykünün konusu ne hakkındadır? (Metin

okunmadan önce başlık üzerinden yapılacak etkinlik.)

 Ailenden en çok kiminle baş başa vakit geçirmekten hoşlanıyorsunuz ve birlikteyken

neler yapıyorsunuz?

 Sizce babası Güz’e kendi anısını anlatarak ne söylemeye çalışmıştır?

 Güzlerin evinde bir iş bölümü var mı? Sizin evinizde iş bölümü yapılıyor mu?

 Sizce özgürlük ne demektir? Martılar gerçekten özgür müdür?

 Martılarla ilgili yaşadığınız bir anınız var mıdır?


Kıpırdatan Etkinlikler

 Resim Etkinliği: Çocuklar sizce Güz’ün nasıl bir odası var? Duvarları ne renk?

Masasının üzerinde neler var? Oyuncakları neler? Hayal edip çiziniz.

 Araştırma Etkinliği: İçinde martıların geçtiği bir şiir bulalım ve arkadaşlarımızla

paylaşınız.

 Karakter Etkinliği: Sizce Güz nasıl biri olabilir? Boşlukları doldurunuz.

Güz…………………………………….. bir kızdır.……………………….. çok sever.

En çok ………………………………vakit geçirmekten hoşlanır.

Okulda en sevdiği dersler…………………………………………….dir.

Arkadaşları Güz’e……………………………………………….der.

 Gezi Etkinliği: Siz de bir büyüğünüzle birlikte vapura binip martılara simit atmak ister

misiniz? Belki onların size söyleyeceği şeyler vardır? Bu küçük gezi sonrası

duygularınızı bizimle paylaşmak isterseniz kipirticocuk@gmail.com adresine mail

atabilirsiniz.

76 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

1 Comment


dilek yılmaz
dilek yılmaz
Mar 25

Hikâye çok güzel ama çizime ve etkinliklere de hayran kaldım. Umarım okuyan çocuklar da benimle hem fikir olurlar.

Like
bottom of page