top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıR. Başak Fındıkçıoğlu

ARKEOLOJİ Mİ DEDEKTİFLİK Mİ?




Sizden biraz bahsedelim. Ayşegül Selçuki kimdir? 


Merhabalar. Benim ismim Ayşegül Selçuki. Ben bir arkeoloğum. Kültürel Mirasın Değerlendirilmesi üzerine yüksek lisans programını ve Klasik Arkeoloji alanında  doktoramı tamamladım. Yaklaşık 20 yıldır da İzmir Ticaret Odası'nın özel müzesi olan Ticaret Tarihi Müzesi'nin yöneticiliğini yapıyorum. 


Bizim en çok ilgimizi çeken kısım arkeoloji. Nedir arkeoloji? Nasıl bir bilimdir? Arkeologlar ne yapar? 


Arkeoloji aslında tam kelime anlamıyla “Geçmişin Bilimi” anlamına geliyor. Geçmişin bilimi şunu ifade ediyor. Eskiden bizler gibi nefes almış, yemek yemiş, hayatını sürdürmek üzere çalışmış insanların neler yaptığını, nasıl yaptığını ve bu ihtiyaçların nereden doğduğunu araştırmak. Biz nasıl ki apartmanlarda yaşıyorsak o dönemde de insanlar çok daha az gelişmiş evlerde yaşamışlar. Bence arkeoloji eski insanların bir şeyi niçin yaptığını ve yapılanın günümüze nasıl evrildiğini araştıran bir bilimdir.


Sizin arkeolojiyi seçme sebebiniz nedir? 


Aslında benim seçme sebebim birazcık anneme de dayanıyor. Benim annem hekim. Fakat arkeolojiye, tarihe çok meraklı bir insan. Aynı zamanda öğrencilik yıllarında profesyonel tur rehberliği yapmış. Biz çocukken her tatile gittiğimizde tüm kahverengi tabela ile gösterilen ören yerlerini gezerdik. Ben herhalde ilkokul öğrencisiyken yine böyle sıcaklarda ören yerlerini dolaşırken anneme; “Her şehirde anladık artık bir tane agora var, bir tane tiyatro var, bir tane yol var, ne zaman denize gireceğiz?” demişim. Dönüp dolaşıp orada bana yüklenen bilgiler, tarihe ve onu araştırmaya ilgi duymak üzerine. Sonunda her ne kadar denize ne zaman gireceğiz diye sorsam da şimdi bir arkeolog olarak hayatıma devam ediyorum. 


Nasıl arkeolog olunur? Mesela neler bilmek gerekiyor? Bir dil bilmek, hangi dersleri almak, ne öğrenmek gerekiyor? 


Arkeolog olabilmek için Arkeoloji bölümünü okumak gerekiyor. Ama gerçekten bir arkeolog olmak onu sevmekle başlıyor. Çünkü çok zor bir iş. Çok merak etmek, çok çalışmak ve yorucu kazılara katılmak gerekiyor. Aylarca ailenizden uzakta kalıyorsunuz, sabah beş altı gibi uyanıp saatlerce güneş altında kazı yapıyorsunuz, gece de bulunan eserleri inceleyip, kataloglandırmaları, tarihlendirmeleri, çizimleri, yıkanmaları, birleştirmeleri yapıyorsunuz. Bu sırada kazı alanındaki yemek, bulaşık, temizlik, çamaşır işlerini de yapmak durumundasınız. Üstelik koşullar çok da konforlu değil. Böceklerle çok haşır neşir olmak durumunda kalıyorsunuz. Bu süreçler epey zorlu. Keşif yapmayı ve yorumlamayı seviyorsanız; başka coğrafyalarda neler var diye merak ediyorsanız, tam da size göre.





Tarihi eser kaçakçılığı nedir, neden yapılır?


Bir yerde bulduğunuz eser oranın kültürel mirası olarak kabul ediliyor.  Mesela Bergama Sunağı’ndan örnek verelim; İzmir’de bulunmuş, burada yaşamış krallığa ait bir eser ve onu bu ülke sınırlarından çıkarmak kanunen yasak. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir kanun da değil. Hangi ülkede bulunmuşsa eser o ülkenin kültürel mirası kabul ediliyor. Şu an bu kadar küreselleşmişken, uzayda hayat aranırken aslında bulunan eser dünya kültürel mirasına aittir. Belki de zamanla bu kanunlar da değişim gösterecektir.


Arkeologlar neden dünyanın farklı yerlerindeki kazılara katılıyorlar?


Arkeolojiyi tıp bilimine benzetiyorum. Tıpta da lisans boyunca bir hastayı tedavi edecek bilgiye sahip oluyorsunuz ancak sonrasında uzmanlaşmalar başlıyor. Arkeolojide de aynı şekilde lisans programı sonrası bir alanda uzmanlaşma oluyor. Kimisi Mısır kimisi Anadolu tercih ediyor gibi. Dünyayı bütün düşünüp burada bulunan bir eserin dünyada bir yerlerde de karşılığı olduğunu biliyoruz. Bunları yayınları takip ederek keşfedebileceğimiz gibi farklı ülkelerdeki kazılara katılarak da bilmemiz mümkün. Arkeolog olmak dedektiflik gibi parçaların peşine düşüp bütünü bulmayı hedefliyor. Kültürler arası bağı sağlamak için uğraşıyoruz. 


Tarihi eserlerin üzerinde farklı diller var. Bunların büyük çoğu da günümüzde kullanılmayan ölü diller. Bunları nasıl öğreniyor ve o yazıları okuyorsunuz?


Arkeolojiden mezun olurken bir tane ölü dili bilmek mecburidir. Ama bunlar üzerinde uzman olan etimolog dediğimiz kişiler var. Onlar bir sembolden yola çıkarak yine dedektiflik yaparak dili çözmeye ve yazıları okumaya çalışıyorlar. Bir kazıda bu gibi sebeplerden pek çok farklı uzman çalışıyor. Yazıları çözmek, parçaları birleştirmek, bulunan eserin ait olduğu yüzyılda uzmanlaşmış kişiler hep birlikte çalışıyor.


En keyif alarak çalıştığınız kazı alanı neresiydi?


2001’de Gümüldür Tahtalı Barajı yapılmadan önce bir kurtarma kazısında çalışmıştım. Roma villasında araştırma yapmıştık. Mesela evin hamamı vardı, onun giderinde bazı takılar bulmuştuk. O beni çok heyecanlandırmıştı. Kimbilir ne olmuştu da o takılar oraya saklanmıştı. İnsan bunu merak ediyor, üzerine düşünüyor. Bu hayal dünyanızı da çok geliştiren birşey.



Keşke ben de orada çalışsaydım dediğiniz bir kazı alanı var mı?


2006 senesinde İtalya’da burs kazanarak yüksek lisans yapma hakkı kazanmıştım. Staj mecburiyeti vardı. Pompei de bir kazıya gitme şansım olmuştu ancak ben başka bir kazı alanını tercih etmiştim. Ama şimdiki aklım olsa orayı seçerdim, orada çok aklım kaldı.


Siz İzmir Ticaret Tarihi Müzesi Müdürlüğü de yapıyorsunuz. Bu müzeden ve müzecilikten bahseder misiniz? Her arkeolog müzeci de olur mu?


Her arkeolog müzede de çalışabilir. Şimdi müzecilik alanında da lisans programları açıldı. Müzeyi yönetmek, teşhir yapmak, müzeyi yaşatmak gibi konular var. Ben müzeciliğin usta çırak ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Oldukça fazla detay var. Bunları deneyimli kişilerden öğrenmek, onların süreci yönetmesini izlemek önemli bir öğrenme sağlıyor. Şimdilerde müzecilik hiçbir fark gözetmeksizin, herkesi kapsayan, katılımı yüksek bir yaşam alanı olarak tanımlanıyor. Bunu lisans bilgileri ile devam ettirmek mümkün olmayacağından burada da okumak, merak duymak ön plana çıkıyor. 


Gastronomi bölümde de ders veriyorsunuz. Bunun arkeoloji ile bağlantısı nedir?


Gastronominin kültürel miras kısmı ile ilgileniyorum. Gastronomi yemek yapmakla ilgili bir bölüm olsa da yemek sadece tarif değil, yemeğin içine konulanların, oraya nasıl yazıldığı, insanların o sofraya nasıl toplandığı, sofra kültürlerinin hepsini kapsıyor. Benim verdiğim Türk Mutfak Kültürü dersi.


Bu mesleği yapmaktan vazgeçmem dedirten şey nedir?


Heyecan! Kaçıncı kez Efes Antik Kenti geziyorum hâlâ çok eğleniyorum, çok heyecanlanıyorum ve merakla geziyorum. Bahar gelince Hattuşa çok güzeldir. Çiçekler açmıştır, güneş vurunca yazıtlar daha belirgin olmuştur, diye düşünüp heyecanlanıyorum.


Bize vakit ayırdığınız ve arkeolojiye merak uyandırdığınız için teşekkür ederiz. Mesleğinizi severek yaptığınız çok belli bu bizi de heyecanlandırdı.


64 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

1 Comment


BURÇAK TEMEL
BURÇAK TEMEL
Apr 01

Arkeoloji hep ilgimi çekmişti. Üniversite zamanında Fizyoloji hocamın sayesinde Marmaray kazılarında keşfedilen Theodosius Limanı'ndan çıkan Antik DNA'ları çalışmaştım. O zaman biraz deneyimledim ve arkeologların engin bilgileri beni büyülemişti. Güzel bir söyleşi olmuş. Emeğinize sağlık.

Like
bottom of page